Yeter Düşün Milletin Yakasından

1

Bu coğrafyada yaşıyorsanız fitne, iftira ve alicengiz oyunlarının ya tanığı ya da mağduru olmanız kaçınılmazdır.

Toplumu sömürenlerin, aldatanların ve haklarını gasp edenlerin; saygın işadamı, spor adamı, siyasetçi, bürokrat ya da saygın ‘bilmem kim’ olarak takdim teşhir edildiği, hırsızlığın usulüne uygun yapıldığında şeref madalyası ile ödüllendirildiği bir coğrafyadır burası.

Bu topraklarda her şey yetişir, ama en çok da sahte kahraman bazen, nadiren de kahraman yetişir.

Sahte kahramanların topluma yukarıdan bakması, herkese uyan kuralların onlara uymaması âdettendir.

Hep kurtarıcıdır onlar…

Nitekim ilk önce ve en son defa futbolu kurtardılar!

Hep kurtardılar…

FIFA dünya sıralamasında ilk yüz takım arasında Beşiktaş 70. sırada kendine yer buldu, diğer büyük takımlarımız iki yüz ile dört yüz arasına girmeyi başardı.

Milli Takım FIFA sıralamasında otuzuncu sıralardaki yerini muhafaza etmeyi başardı.

Türk Futbol Federasyonu büyük bir başarı örneği gösterdi. Hiddink’e sekiz milyon avroya imza attırdı. Tatil yapmak istediğini bildirince kalan maaşlarını tatil harçlığı olarak cebine koyarak uğurladı.

Şaka gibi, ama değil…

Türkiye dünyanın 16. büyük ekonomisi, Avrupa’nın ilk altı futbol ekonomisinden biri. İstikrar haline dönüşmeyen istisnaları bir yana bıraktığımızda, futbol tarihi hezimetler galerisi gibi.

Düzeleceğine dair hiçbir emare de yok ortada…

Hükümetin açıkladığı 2023 vizyonu daha ortada yok iken, “Türk futbolunun 2023 vizyon, misyon ve stratejisi var mı” diye sormuştum Türk büyüklerine…

Olmadığını bildiğim için, bu konuda ciddi öneriler sıralamıştım.

Yine soruyorum; Türk futbolunun 2012 hakkında bir stratejisi var mı?

Yok…

Peki, ne var?

Oyun içinde oyun var…

Trabzonspor’un önceki başkanı Nuri Albayrak; “Ben futbolda sadece oyunun topunun yuvarlak olduğunu zannediyordum, yanılmışım; top köşeli, yuvarlaklık futbol dünyasında” diyerek özetlemişti yaşadığı süreci.

Nihayet, şike soruşturması başladığında ‘temiz futbol’ adına umutlanmıştık.

Yine yanıldık…

Futbol baronları, hiçbir konuda mutabakat sağlayamayan siyasileri biraraya getirmeyi başardılar. Kendi elleriyle hazırladıkları af tasarısını Meclis’te hiçbir engelle karşılaşmadan, çeşitli partilerden tam 240 şikeci milletvekiline onaylatarak jet hızıyla yasalaştırdılar.

Toplumda büyük bir infial yaşanırken, medyanın tamamına yakını büyük bir suskunluğa gömüldü. Daha önce bu konu hakkında yorum yapanların ses ayarları ile oynandı.

Konu Özkök, Doğan grubu, M. Yılmaz, Kılıçdaroğlu olduğunda kalemini kılıç gibi sallayan hükümetin ‘kadro’lu kalemleri, bu konuda derin bir sessizliğe gömüldü. Kişisel kanaatlerini bile açıklamaktan imtina ettiler.

Sayın Arınç ve Sayın Çiçek görüşünü açıkladığına göre birer ikişer kafa çıkartmaya başlarlar…

Kirli düzenin yılmaz bekçilerinin statükonun karşısında, adaletin yanında olmaları beklenmiyordu. Onlar da bu beklentiyi boşa çıkarmadılar. Metris mektuplarını yayımladıkları kadar kirli şike düzeninden bahsetmediler.

Medya toplumda yaşanan büyük infiale sırtını dönse de, Meclis alicengiz oyunlarına alet edilse de, bazı milletvekilleri milletin değil şikecinin yanında saf tutsa da, toplum vicdanının rahatsızlığı Sayın Cumhurbaşkanımıza kadar ulaştı.

Cumhurbaşkanı bu konudan rahatsız olduğunu kamuoyu ile paylaştığında, futbol teröründen nemalananlar; hiç çekinmeden, utanmadan, küstahça “Bekletme, uzatmadan imzala hadi” dercesine bir kez daha arzı endam edip, Meclis’ten sonra Cumhurbaşkanı’na da ayar vermeye kalktılar.

Şikeci futbol dünyasının mesajı net: Evet, biz şike yaptık, yapmaya da sizi yanıltmaya, aldatmaya da devam edeceğiz. Medyayı da sizi de sustururuz.

İşinize gelirse; size düşen bizim yaptıklarımızı kabul etmek ve kabullenmek…

Bu düzenin değişmesi adına mücadele eden biri olarak diyorum ki, tehditleriniz de küfürleriniz de siz de kalsın.

Keser döner sap döner, gün olur devran döner…