Ulusoy’un Adamları

3

Maçtan önce Kalli’nin almış olduğu kritik kararı duyunca, “Medya mahallesinde büyük şenlik var” dedim. “Hele ki, Galatasaray bu maçı kaybederse, başta BÜYÜKA VE TOROĞLU gibi akıl vericiler olmak üzere tüm allamelere geniş bir konuşma alanı da açıldı” dedi arkadaşım.

Ne de olsa her şeyi biliyorlar…

İlk haftalardaki ışığın solmaya başlamasından beri, kovuklarına saklanmış bazı iyi gün dostları için de fırsat çıkacak mıydı? Örneğin, Delgado neden yedek bekletildi, güzel bir tartışma konusu olabilirdi, bu tarafta da.

Bilinmesi gereken bir gerçek var ki; oyuncuların performanslarını en iyi bilen kişi takımın teknik patronudur. Kurallara uymayanlar bazen kulübede, bazen de tribünde olabilirler. Sorumluluk kimde ise yetki de onundur. Her ne kadar ülkemizde böyle olmasa da.

Neyse ki Feldkamp farklı bir disiplinden geldiği için mazur görülebilir. !

Sessiz, sakin ve huzurlu bir ortamda başlayan maçta, ilk hatayı yapan ilk golü de yedi, hakemin katkısını da unutmamak gerekir tabii ki… Skor hariç her şeyi ortada geçen maçta ilk yarı biterken Serdar Özkan’ın akıl dolu ikramına Beşiktaş’ın klas sol ayağı Tello ‘hayır’ demedi ve topu çatala astı. Koca ilk yarıda başka da bir şey olmadı.

Beşiktaş’ın kristal adamı Gökhan Zan’ın oynadığında defansı toparlamada önemli bir görev üstlendiğini bir kez daha müşahede ettik. Bir şey daha dikkatimizden kaçmadı, yalancı bahar Bobo’nun, Beşiktaş’ın gol ilacı olmadığı. Nobre’yi zaten herkes biliyor. Dün akşam da bildiğiniz gibiydi.

Maçı seyrederken bir an düşündüm, derbi denilen bu muydu? Çünkü uluslararası arenada seyrettiğim hiçbir derbi bizimkine benzemiyordu nedense. Saman alevi gibi parlayan birkaç isim, birkaç resim, alın size derbi. İşine karışmak gibi olmasın da, öve öve bitirilemeyen Higuen’i izleme fırsatını bizden niçin esirgerler. Yine emeklilik parasını toptan alan Rüştü Reçber’i ne zaman izleyebiliriz acaba?

Dakikalar 75’i gösterirken, bir de baktık ki, Ulusoy’un adamları yine iş başındaydı. Anlaşılan o ki, Ulusoy federasyonu kendilerini eleştiren kim varsa yakıp yıkmaya and içmişler. Bu pozisyona kimin ne ve nasıl yorum yaptığı umurumda bile değil. Herkesin bilmesi gereken bir gerçek var ki, bu Ulusoy futbolun başında kaldığı müddetçe adalet, hak, hukuk hak getire…

Artık buna kim ‘dur’ diyecek. Düdüklerin lehlerine çalındığı keyfi yerindekilerden harekete geçmesini beklemiyoruz zaten, ama canı yananlar ne zaman birlikte tepki verecekler, neyi bekliyorlar… Futbol boncuk dağıtıcısı olan bu adamlardan kurtarılmadıkça, hiç kimse rahat ve huzur yüzü göremeyecek anlaşılan. Dün akşam iki kritik karar ve iki golle Beşiktaş tuş edildi. Her şey bir yana da kişisel ihtiras uğruna insan kendisine destek olanları, hele de akrabasını bu kadar ucuza harcar mı? Bu isim Ulusoy ise gözünün yaşına bile bakmaz.