Spor Medyasının Yedi Büyük Günahkârı

3

Aslında onlar hakkında çok fazla söze gerek yok. Siz onları yakından tanıyorsunuz.

Herkesin eve ekmek götürmek için bir işi var; olmalı…

Onların bu durumun çok üstünde birer anlamı ve önemi var. Ancak asıl onları önemli yapan Hasan el Sabbah’ın müritleri gibi şeyhlerine sorgusuz sualsiz bağlılıklarıdır. Bu listede tabii ki öncelik yayın hakları nedeniyle ondadır.
ŞANSAL BÜYÜKA
Lig TV’nin bu misyon şefinin en büyük özelliği, FB’nin değirmenine su taşımaktır.

Bütün çabasına rağmen zaman zaman Şeyhinin hışmına uğramaktan kurtulamaz.

Hatta bütün tahkir ve tehditlerini sineye çeker… Yoluna devam eder, “büyüğümüzdür sever de söver de” der.

Zaman zaman takım oyununu över, kendi işinde bu gerçeği toprağa gömer. Teknik direktör kadar para alır…

Bütün para onundur. Onun kazancı ile karşılaştırıldığında ekibi asgari ücretli sayılır.

Gerçekleri görmezden gelir, işi gücü Fenerbahçe’si ve her gün yenilediği biat yeminidir. Onun olduğu yerde gerçek ve gerçeği savunanların yeri yoktur.
RIDVAN DİLMEN

Herkes onu “gol olur” sözü ile sevdi.

Ne zaman şike aşikâr oldu. İşte o an, şeytani bir biçimde gizlediği gerçek yüzü de ortaya çıktı.

Başbakan’la şike görüşmesi yaparken de, Şeyhinin yerine yatarım derken de gerçekçi idi.

Kendisine takılan olumsuz lakaba niçin itiraz etmediği bu süreçte daha iyi anlaşıldı.

Herkesin sevdiği spor adamı geri dönüşüm kutusuna giderken, gerçek yüzü ile Şeytan Rıdvan geldi.

O artık bir spor adamından çok, bir takımın her şart altında kayıtsız şartsız gönüllü avukatı.
SERHAT ULUEREN

Duruma göre tavır geliştirmesini çok iyi bilir. Zaman zaman dürüstlük tavırları takınsa da, buna itibar eden de inanan da yoktur. O da bunun farkındadır. Şike tape’leri açıklandığında tv’de başka, telefonda mafya temsilcileriyle bambaşka konuştuğu görüldü.

Program ekibi ile birlikte iyi bir spor stand-up yaptıklarını söyleyebiliriz.

Bu ekibin diğerlerinden en önemli farkı, hâlâ vicdanlarını üzerlerinde taşıyor olmalarıdır. Yine de, belli bir duruşları olması nedeniyle bu alanın en dikkat çeken ekibidir.
SİNAN ENGİN/ FAİK ÇETİNER

Beşiktaş’ın maç kadrosunu rakiplerine maç öncesinden söyleyecek kadar Beşiktaşlı!.

2,3 milyona mal olacak transferleri 9 milyon dolara bitirecek kadar başarılı bir imparator.!

Her ikisi de varoluşunu ve kendilerini Aziz Yıldırım’a adamış birer misyon adamı.

Beşiktaş taraftarı, Sinan Engin’i kitaptan defterden çoktan silmişken, o hâlâ Beşiktaş’ın iç dünyası ile ilgili enteresan yorumlarına devam ettiği gibi, hâlâ görev umuyor ve bekliyor…

Ancak, özel dostları dışında kimse itibar etmiyor.

Diğeri A.Y. ile yan yana fotoğrafının yayınlanmasından ölesiye mutlu.

Bu ikilide şike sürecinin başındaki gözlerde ve yüzdeki endişe silinmeye başlarken, söylemde de alttan alta tehditkâr ve cüretkâr bir ifade dikkatlerden kaçmıyor.
TAHİR KUM

Aslen Trabzonludur. Trabzonsporluların yanında T.S’lu gözükmesine karşın, o da tavrını güçlüden yana koyanlardandır. Bu tarzı kendisine kazanç da sağlamıştır.
Türkiye Gazetesi’nden hızlı adımlarla uzaklaşarak kısa bir medya turu yapmış ve her turda aynı kişiye bağlılık yeminini tekrarlamıştır. Bu işten kazançlı da çıkmıştır.

Şike kayıtlarında özellikle Şekip Mosturoğlu ile kurdukları samimi diyalog meyvelerini vermiştir. Başında bulunduğu Sporx internet sitesi şikeye hizmete devam etmektedir.
ERCAN SAATÇİ

Fanatikliği mesleğinin önüne geçmiş biri. Damat kontenjanından kaptığı köşeden spor müdürlüğüne kadar yol alsa da, hızla gittiği yolda aynı hızla geri dönmüştür.

Köşesinde de, katıldığı programlarda da, tek bir misyonu vardır. Ya F.B’nin savunma, ya da hücum avukatlığı…

Zaten görevi de yazarlık olmayan bu zatın yerine baş günahkâr olarak kayınpederi Ertuğrul Bey’ciğimi koyabilirsiniz (Bu deyim Salih Tuna ve Ahmet Kekeç’ten ödünç alınmıştır.)
TAYFUN BAYINDIR

Aslında o tam bir taktisyendir. Tavrını daima güçlüden yana koyar. Şike, temiz futbol gibi konular onun ilgilendiği konular arasında değildir. Adeta TFF basın sorumlusu gibidir.

Bunların yanında 300 kelimelik repertuarıyla gönüllü kulluk üstüne söylev sunan onlarca dublör ve suflör medya mahallesinde cirit atmaya devam etmektedir.