Oyun içinde ‘oyun’ var

3

Türkiye 12 Eylül’e giden süreçte yaşanan ayrışmadan daha büyük bir kırılma yaşıyor.

Sağ- sol, Sünni- Alevi, Kürt- Türk gibi dominant kavramlar üzerinden yapılan toplumsal ayrışmada bu defa rol futbolun…

Toplum mühendisleri Türkiye’yi bu defa da futbol üzerinden kuşatmaya ve kilitlemeye çalışıyor.

Çünkü, her ne kadar gördüğü ilgi ve alakanın yüzde biri kadar bile global başarısı olmasa da bu ülkede futbol çok seviliyor.

Mühendisler bu sevgi üzerinden ‘fitne, fesat, ayrışma ve bölünme’ çalışmalarını yürütürken, bazı yetkili ve etkili kişiler de bilerek ya da bilmeyerek bu oyuna destek sağlıyor.
ÖNEMLİ BİR AYRINTI

Yıllar önce iş gezisi için İran’a gitmiştik. Ziyaretimizin ikinci günü İran’ın BAE ile maçı vardı. Büyükelçilik yetkilileri bizi arayarak “Bugün maç var otelinize erken dönün” diye uyardı.

Ben de “Zaten İran BAE’yi yener, neden olay çıksın ki” dedim.

Büyükelçilik yetkilisi de “Burada toplumun biraraya geldiği her olay bir kalkışma provasıdır, dikkatli olun” dedi.

Maçı İran 3-1 kazandı. Maçtan sonra tüm Tahran sokakları bir anda savaş alanına döndü. Polis ve muhafızlar olayları yatıştırmak için neredeyse sıkıyönetim ilan etti. İran’da maçların çoğu seyircisiz tribünlere oynanmakta, o gün bugündür de yeni bir başarı da yıldız da yetişmemektedir.

Oyun şimdi de Türkiye’de sahnede…

Futbol dünyası adaletsizliğin, hak ve hukukun en çok gasp edildiği alanlardan biri. Maalesef en büyük mağduru da Beşiktaş.

Bu durum toplum mühendislerinin işini kolaylaştırmaktadır.
OLİMPİYAT’TA NELER OLDU?

Uzun uzun konuşup yazmaya gerek yok;

Size, Mutlu Çelik, Cem Papila zincirine eklen son halka Fırat Aydınus dersem, tv ve gazete köşelerinde vicdanı ve kalemi rehin ya da satılık manipülasyonculara rağmen gerçeği ıskalamamış olursunuz.

Evet, bir provokasyon vardı!

Ben de siz de gördünüz.

Bazıları görmezden geldi, bazıları zaten bakarkör, göremezdi…

Olanlara Fernandes bile isyan etti. Seyirciyi de futbolcuyu da provoke eden sahanın düdüğü F. Aydınus’tu.

Sahaya girenlerin dışarıda bir azmettiricisi varsa ki, şüphesiz var , içerideki azmettirici de hakem ve ona o görevi verenlerdi.

Olaylara çözüm arayanlara ilk ve tek önerim; ‘adaleti sağlayınız’ böylece sorunun yüzde yetmiş beşini çözmüş olursunuz.
Marcus Merck maç içinde hakemin yaptığı sekiz büyük yanlışın(!) yedisinin Beşiktaş aleyhine olduğunun altını çizdi. Futbol oynayanların diğerlerine göre hemen fark ettiği ince bir işçilik vardı sahada.

Beşiktaş ne zaman doğru düzgün yol yürümeye başlasa, düzenin egemenleri ve temsilcileri tarafından yollarına mayın döşeniyor.

Beşiktaş’ı Olimpiyat’ta rakipleri değil, hakem durdurabilirdi. Öyle de oldu…
BEŞİKTAŞ SİYASET ÜSTÜDÜR

Tüm futbol takımlarında olduğu gibi Beşiktaş’ta da her gelir grubu ve görüşten insan var.

Hiçbir takım herhangi bir siyasi grubun tekelinde olamaz, olmamalıdır.

Bazı marjinal grupların kendi heva ve heveslerini yerine getirmek için Beşiktaş’ı kalkan olarak kullanmalarına aklıselim sahibi Beşiktaşlılar engel olmalıdır. Futbol sahaları miting alanı değildir.

Beşiktaş bir çarşıdan, şehirden ülkeden ibaret değildir. Beşiktaş bir dünyadır ve o dünyada herkese yer vardır.

Beşiktaş’ın arkasına saklanarak etrafa çemkiren korkaklar ne Beşiktaş’ın ne de kendilerinin dostudur.