Nurullah Öztürk’ten liderin yazısı

2-14-e1487679642293

Pazar akşamı Vodafone Arena’ya gelen ve ekranları başında Beşiktaş’ı izleyenler futbolun Güneş, Ay ve Yıldızlarını bir arada görme fırsatını buldu.

Beşiktaş’ın şampiyonluk yolundaki rakiplerinin taraftarlarına adeta yalvarırcasına tüm mecralardan takımlarına destek çağrıları karşılık bulmazken, Beşiktaş taraftarlarının stadı doldurmaları ve saha içi ve dışında takımı sahiplenmeleri Şenol Güneş’in dikkatinden kaçmadı.
Maç sonu yaptığı açıklamada ‘harçlıklarından artırarak buraya gelenleri üzmemek için canla başla çalışıyoruz’ ifadelerini kullandı.

Beşiktaş bugüne kadar kazanma ihtirası ve iradesini maçın en başından gösterdiği hiçbir müsabakayı kaybetmedi. Bu nedenle maç başlar başlamaz maçın kazanılıp kaybedileceğine dair bir fikir edinmek çok zor olmuyor.
Bu yıl Kiev ve Fenerbahçe hakem faciasını bir kenara bırakırsak kaybedilen Kasımpaşa ve Karabük maçları oyun başlangıcı itibarıyla bu tuhaflığa örnek olarak gösterilebilir.

Geçen yılki estetik futbolun tadına varanlar bu yılki Beşiktaş’ı bazı maçlarda yavan bulsalar da Beşiktaş o maçlarda dahi tüm rakiplerinin üzerinde temaşa zevki sundu.
Hafta arasında sahasında İnter ,S.Prag, Southampton gibi ünlü takımlara geçit vermeyen İsrail temsilcisini güle oynaya yenip turu cebine koyarak dönen Kartal, herkesin yorgunluk ve rehavet beklentilerini boşa çıkartarak maça öyle bir başladı ki, daha ilk dakikadan itibaren dosta güven düşmana korku saldı.
Maç içerisinde görevini kötüye kullanan hiç kimse yoktu lakin Cenk, Atiba, Q7 Adriano, Gökhan Gönül, Talisca ,ve resitaline iki hafta ara veren Oğuzhan, başta olmak üzere tüm takım Türk futbolundaki kalite sorununa çare olarak sahaya çıkmışlar gibiydi.
Birçok maçta olduğu gibi bu maçın da orkestra şefi Q7 idi. Bugünlerde onu canlı olarak izleme şansına sahip olanlar ilerde bu fırsatı yakalamış oldukları için gururla söz edeceklerdir.

Cenk Tosun’a gelince; Cenk Beşiktaş’ın sevinçleri ve hüzünlerinin tam ortasında olan, canla başla mücadele eden ve bu formanın öneminin farkında olan ve hakkını vermeye çalışan önemli bir karakter. Başkası atsa da sevinç yumağının hep içerisinde. Kaybettiğinde de arkadaşlarını teselli ederken görürsünüz onu. İyi günde de kötü günde de o hep var. Dürüstlük ve emeğinin karşılığını krallıkla taçlandıracaktır.
Beşiktaş takımını dirilten Şenol Güneş Hocama gelince; 7’den 77’ye herkesin bir yerlere yaslanarak, yamularak, lobicilik, cemaat cemiyet ve siyaset bağlantıları ile bir yerlere tünediği bu ülkede, Adam olarak ve adam kalarak da başarılabileceğinin en iyi örneğini teşkil etmektedir.
Güneş akademisinde tedrisat görenler ile görmeyenler arasındaki fark güneş ile ay farkı gibidir.
Beşiktaş taraflı tarafsız futbolu seven gerçek futbol izlemek isteyen herkesi statlara ve ekran başına çekmeyi başarıyorsa bu Şenol Güneş rahle –i tedrisatı ve felsefesinin eseridir.

Hoca kendinden emin ne yaptığını çok iyi biliyor, bu nedenle başkalarının övgü ve yergilerine de kapalı. Ancak namuslu eleştirilerden yararlanmayı da ihmal etmiyor ve kulak veriyor. Kitabında rehavete ve laubaliliğe yer yok, bu nedenle maçın son on dakikasında yaşanan düşük tempoyu da herkesten önce o eleştirmekle kalmadı tabiri caizse öğrencilerini usulüne uygun olarak uyardı da.
Beşiktaş engelleri birer birer aşarak hedefe doğru ilerliyor.
Beşiktaş taraftarının en önemli vizyon ve hayali lig şampiyonluğundan öte, Şenol Güneş liderliğindeki bu takımın er yada geç Avrupa’da final oynaması ve Kupayı eve getirmesi. Bu ham bir hayal değil, Çünkü bunu başaracak irade ve yetenek bu takımın karakterinde var.
Hülasa Beşiktaş’ı izlediğinizde futbolun ayı güneşi ve yıldızlarını toplu olarak bir arada görme şansına sahip oluyorsunuz…