Milli Takım Nasıl Final Oynar

2

Bu belki bazılarına çok iddialı gelebilir, fakat bu gerçekten mümkün. Finallere bu hedefle hazırlanıp gitmiyorsak, ilk turda valizimizi toplar evimize döneriz. Kamuoyunun önemli bir kısmı bu şekilde gideceksek eğer, gitmememiz daha hayırlı olur düşüncesini yüksek sesle dile getiriyor zaten.

Bu hedefin mümkün olamayacağı tek durum içinde bulunduğumuz mevcut durumdur.

Önceki turnuvalara katılamayışımızın acısı ve Türk futbolunun düşüşü ancak bir final oynayarak durdurulabilir.

Peki, bu nasıl mümkün?

En baştan itibaren yapılması gereken bir yığın iş var.

Hepsi birbirinden o kadar önemli ki, bütünlük içerisinde mükemmel yapıldığında tamamlanıyor ve anlam kazanıyor.

Kimse kimseye işini öğretemez, sadece yardımcı ve yol gösterici olabilir. Bu nedenle her Kral’ın yanında mutlaka çok iyi bir istişare ve danışman kadrosu mevcut bulunmuştur.

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var; hayat ile futbol o kadar birbirine benziyor ki; Hayat futbol gibidir, futbol da hayat gibi. Bu nedenle biri için geçerli olan gerçek diğeri için de geçerlidir.

Dünya’da yeni bir teori ortaya atıldı. Özellikle işletmeler için söylenen, sloganlaşmış bir söz bu ‘HIZLI, YAVAŞI YER’ diye. Önceden “Büyük balık küçük balığı yer yutar” denirken, şimdi durum biraz değişti.

Bunu algılayamayanlar küçük diye tabir ettikleri ülke ve takımlarının büyük takımları yenmesini de, örneğin Singapur, İsveç, Finlandiya vb. ülkelerin nasıl oluyor da kendilerinden en az beş kat büyük ülkelerin beş katı ihracat yaptıklarını da bilemez ve anlayamaz.

Bu teoriyi ortaya atanlardan birisi geçen günlerde Soysal Danışmanlığın perakende günlerinin konuğuydu.

Jason Jenıngs isimli kişi, oturmuş ekibiyle birlikte dünyanın en hızlı ve en iyi performans gösteren şirketlerinin özelliklerini araştırmışlar. Sonra da bu sırrı dört maddeye indirgeyerek ifşa etmişler.

Özetle diyor ki; Dünya’nın en hızlı ve en iyi şirketlerinin parayla hiç ilgisi olmayan bir sebebi ve hedefi vardır. Bu sebep ve özellikleri de kısaca şöyle sıralıyor: Büyük ve cesurdur, geniş kapsamlıdır, yanlışlığı düzeltir. Bir amaç sunar, tutkuyu ateşler, sürati sürdürür kültürler oluşturur. Kültür de rekabet avantajı sağlar.

İkinci madde ‘VAZGEÇMEK’;

Geçmişte kazandıranlar, ego ve eski alışkanlıklarınızdan vazgeçin. Vazgeçtiğinizde, değişikliklere daha kolay uyum sağlarsınız. Rakiplerinize daha iyi odaklanırsınız. Hız kazanırsınız. Yenilikler gerçekleşir.

Diğer bir özellik de;

Dünyanın en hızlı ve en iyi şirketleri ‘steward’lar tarafından yönetilenlerdir. Çünkü bunlar, hizmeti kişisel önceliklerinin önünde tutar, diğerleri üzerinde iktidar ve hâkimiyet kurmayı önemsemez. Bilgiyi paylaşır, erişilebilirdirler, sabırsızdırlar ve hizmet etmek için vardırlar diye durumu özetler.

Herkesin ortak bir hedefi paylaştığında, vazgeçme sanatında usta olduğunda, işin sahibi gibi düşünüp davrandığında, herkes kendini ‘steward’ olarak gördüğünde o zaman sizi kimse, hiçbir rakip durduramaz.

Özetle, zihinsel bir devrim, değişim ve dönüşüm ihtiyacı apaçık ortadadır.

Bu ihtiyaç sadece bir kişi ya da kurumu değil, topyekun hepimizi kapsıyor. Eğer herkes bu yeni duruma göre kendisini uyarlarsa problemlerimiz en aza iner.

Milli takım nasıl final oynar? Ya da turnuvanın başından sonuna kadar nasıl orada bulunabiliriz sorusunun cevaplarını aramaya yazımızın ikinci bölümünde devam edeceğiz.

Son olarak “Try not. Do or not, there is no try” “Denemeyin! Yapın ya da yapmayın, denemek diye bir şey yoktur’ diyerek, şimdilik sözümüzü bağlayalım. Çok önemli bu konuya devam edeceğiz…