Kaosun Seçimi

1

Yeni futbol yasasının ardından mahkeme ile birlikte ufukta yeni bir seçim gözüküyor. Seçim mevcudun onaylanması ya da reddi anlamı taşımakla birlikte, daha iyi yönetme ve yönetilme isteğini de içinde taşıyor.

Her ne kadar biz de böyle olmasa da ….

Ülkemizde ölümü gösterip sıtmaya razı etmek, onun bunun adamı olmak, olmasa da, öyle gözükmek en geçerli yol…

İkiyüzlülük, dalkavukluk ve sahtekârlığın destanının yazıldığı bir ülkede yaşıyoruz maalesef.

‘Her devrin adamı’ türü bu ülkeye mahsus bir üründür. Düşünün bir insan her zaman iktidar, her zaman iktidardan yana olabilir mi?

Şaşırmayın; Sayın Erbakan zamanında abdestsiz namaza duran gayrimüslimlere de tanık olduk bu ülkede…

İşte tam bu noktada, ülkenin önemli kurumlarını yöneten ya da aday olanların seçiminde, her dönemde, hiçbir şeyin değişmediğini görmek, toplumda derin bir huzursuzluk nedeni olurken, vizyon, misyon, ehliyet ve emniyet vaatlerinin içi boş bir safsatadan ibaret olduğunu görmek, başta gençler olmak üzere tüm kesimlerde, ülkeye ve hayata dair beklenti ve hedeflerin azalmasına, hatta yok olmasına sebep olmaktadır.

Ülkemizde futbolu yöneteceklerin seçilmesinde de aynı noktadayız.

Daha önce denenmiş kişi ya da kişiler, hiçbir başarının altına imza atmadığı halde, yeniden yeni bir kaosun tarihini yazmak için sahne istiyorlar. Belki de alacaklar da…

Hatta akşam yatarken başka bir listede, sabah kalktığında diğer adayın listesine atlayarak seçime girenler daha cüretkâr davranarak başkanlığa bile aday olabiliyorlar.

Kamu kaynaklarını baba yadigârı gibi kullanıp, medyada birtakım dostluklar da inşa ettiniz mi tutabilene aşk olsun !!!

Yolunuz açık olsun…

Bazı istisnaları hariç tutarsak, bu kadar çok sevilmesine rağmen, bu kadar başarısızlığın yaşandığı bir sektör, yeryüzünün hiçbir yerinde yoktur.

İnanıyorum ki, Brezilya’dan sonra futbolun en çok sevildiği ülkelerden biriyiz. Karşılaştırın manzarayı bakalım, ne göreceksiniz.

Futbolu önce kurtarıcılarının elinden kurtarmak, yönetimde ve uygulamada jenerasyon değişikliğine gitmek zorunluluktur.

İcazet yöntemi ile başkanlığa seçilen ve aday olan eski başkan ve başkan adayı Sayın Levent Bıçakçı ile Sayın Ayhan Bermek’e aynı soruyu yönelttiğimde, ‘kendilerinin oluşturmadığı bir yönetim kurulu’ ile başarılı olacağınıza inanıyor musunuz dediğimde, biri bırakmasının en önemli nedenlerinden birisinin bu olduğunu, diğeri de Allah’ın kendisini koruduğunu söylemişti.

Özetle söylemek gerekirse ehliyet ve emniyet kuralının terk edilmesinin ciddi sorunların habercisi olduğunu işaret eden peygambere inanan kişi ya da kişiler olarak bize düşen aynı delikten iki defa ısırılmayacağını hatırlatmaktır.

Diğer nedenimiz de ülke ve futbol iyi yönetilirse daha az acı çeker, mutluluğumuz artar, daha rekabetçi uluslar arasına katılabiliriz.

Şu ana kadar gelen haber ve sinyaller, iki yüzlülük düzeninin imparatorluk kurduğu yönündedir.

Maalesef ki bu yolun sonu yine kaosa çıkar.

Kaosta birilerinin en çok sevdiği yönetim tarzıdır. Çünkü kimin ne yaptığı pek belli olmaz. Sonra da,

Dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olması gereken bir ülkede, Dünyanın en büyük yirmi ekonomisinden birisiyiz avunmaları ile günümüzü gün eder, kendimizi kandırmaya devam ederiz. Bir de bakarız ki gittiğimiz bir arpa boyu yoldur.