İlklerin Takımı

3

Maçın başında galip geleceğimizden emin bir şekilde, Osman ağabey paketinde kalan son iki sigaradan birini uzattı ,íbirer keyif sigarası tüttürelimí dedi. Maçı kazanacağımızdan emindik ve güvenimiz tamdı.

Puan farkının vermiş olduğu rahatlıkla, beraberliğin bile onlara yaraması nedeniyle Yunanlıların da kendine güveni ve rahatı yerindeydi.

Maç başlar başlamaz oyunun fomatı belli oldu. Türkiye topyekun saldırmaya, Yunanistan sinsice kontratak aramaya başladı.

Beklediğimiz gol gecikmeye başlayınca, işin içine psikolojik tahrik ve tedirginlik te eklendi.

Maça tempolu, hızlı başlamalıydık beceremedik, ileride baskı kurmamız gerekiyordu bunu da tam olarak uygulayamadık. fakat öyle karamboller oldu ki , herhangi bir ayak darbesi bile yeterli olacakken maçın atmosferi , gerilimi ile bunu yapmakta bile zorlandık.

Fakat bu maç öyle bir maçtı ki, ne taktik , ne teknik bu maçı tek başına çözerdi.

Nitekim bunların hepsinden fazlası lazımdı..

Zorluk derecesi daha yüksek bir maçta, futbolu daha iyi bilen bir takıma karşı, Gökdeniz ve Hamit takviyesi ile daha diri ve daha iyi bir görüntü çizdik.

Fakat tıklım tıklım dolu tribünler her ne hikmetse, milli maçlarda bir türlü istenen tempo, arzu ve ahengi yakalayamıyor. Bremen mızıkacılarından beter bir durum söz konusu. Ayrıca rakip takımın marşının ıslıklanması da hiç hoş değildi.

34 ve 35. dakikalarda defansımız öyle gafil yakalandı ki , tam anlamıyla Allah korudu.

Rakip kale önünde havadan esamemiz okunmazken, bir türlü topu yere indirmeyi beceremedik. Yerden ayağa oynamak yerine havadan attığımız her top rakibe lokum ikramı gibiydi.

Sağdan Gök denizíin bindirmelerine soldan Tuncay eşlik edemeyince, tek kanatlı kartala döndük. Ve ilk yarı rakibin istedi şekilde ve istediği skorla soyunma odasının yolunu tuttuk.

İkinci yarı B planını bekledik ama nafile. Artık plan program kalmamıştı. Maç boyunca arkamızdaki yunan radyo tv ekibi yakaladıkları pozisyonlar nedeniyle hop oturup hop kalktı. Bizi yerimizden oynatacak bir pozisyonu maç boyunca bekledik durduk. Aslında dün gece biz Türk futbolunun ne hallere düştüğünü gördük. acı ama bu acıyı yetmiş milyon gördü. Bu öyle tek maçlık skorlara bağlı bir durum da değil. Tükenişin hikâyesi adeta.

Sanki Yunan takımı bakın böyle yapmayın, ayağımızdan bir kaza çıkabilir dercesine bir durumdaydı. İnanmazsanız onların şut sayısını ve pozisyonları ile bizimkileri karşılaştırın.

Kazanmak ve kaybetmek üzerine konuşmuyorum. Ülke futbolunun gerçeğini söylüyorum.

En iyi oyuncularınız kaleciniz ve Hamit ise, ben ne söyleyeyim. Oynamayan Tümeríden, alternatifini hala yetiştiremediğiniz Hakanídan medet umuyorsak bir değil her yerde yanlışlık yok mu sizce de?

Bu maçı spora göre izleyenler başka, skora göre izleyenler başka görecektir. Ama ne olursa olsun gerçek değişmeyecektir.

Ey tükenmişler mangası sizi ne motive eder. Avrupaídaki en gelişmiş ülkelerden daha fazla ,çuval dolusu para motive etmedi, milliyetçilik duyguları hak getire , onurunuzu kurtarmak hak getire , ilklerin takımı oldunuz ,gittiniz. Ben size ne söyleyeyim ki…