Gurbetteki Türkler

Yurtdışında bir maça gittiğimde, galibiyette de mağlubiyette de sevincim ve hüznüm ikiye katlanır.

Ne zaman Türkiye’den bir takım yurtdışına maça gitse, “geçim derdi’ ile dünyanın dört bir yanına savrulan insanımız, mesafe ve mekân tanımaksızın, takımlarımızın yalnızlığını alır götürürler.

Maç bitiminde galip geldiğimizde sevinç, mağlup olduğumuzda da hüzün onlara yol arkadaşlığı yapar.

Bu nedenle, bin bir mahrumiyetler içerisinde yaşam mücadelesine uzaklarda devam eden bu insanları sevindirmek kadar anlamlı bir şey olamaz. Bugüne kadar en fazla hüzün onların payına düştü…

Onlar vatanları için canlarını ve mallarını vermekten hiç çekinmediler. Karşılığında da hep aldatıldılar; devlet, din ve millet adına, anavatandan gelen herkes aldattı onları. Hemde en kutsal değerler üzerinden.

Zor da olsa, doğdukları ve doydukları yerleri vatan bellemek zorunda kaldılar. Bütün zorluğuna rağmen.

GURBETÇİ FUTBOLCULAR

Yerküre üzerindeki en yetenekli ırklardan biri ve en önemlisi “Türk” ırkıdır. Bu yetenek yurtdışında daha kolay ve çabuk açığa çıkmaktadır.. Buna örnek olarak yurtdışında iyi eğitimden geçmiş Türklerin durumunu gösterebiliriz. Yetenek eğitimle geliştirilir de köreltilir de…

Bu futbolda da böyle…

Bugün Türkiye liginde de, milli takımda da altyapı eğitimini ülke dışında yapmış futbolcuların ciddi bir ağırlığı var.

Tam 66 tane Türk genci değişik ülkelerin takımlarının formalarını sırtına geçirmiş durumda.

Bu durumun sevindirici yönünden daha fazladır üzüntü veren tarafı.

Yerli yabancı tüm spor otoritelerinin ittifak ettikleri bir konu var: Futbol federasyonu ve yetkilileri son 5 yıldır, yurtdışındaki futbol kaynağına duyarsız, önemsemez ve gerekli adımları ve girişimlerde bulunmamaktadır.

Bu durum yurtdışındaki Türkler tarafından da oyuncular tarafından da böyle bilinmektedir.

İsviçre’deki futbol şampiyonasında görüştüğümüz futbolcular da aileleri de bu durumu teyit etmişlerdir. Forma adına pazarlık yapmamak adına! Muhatapları federasyonun sekretaryası olmuş. Muhatabınız bir tarafta sekreter ,diğer tarafta milli takım sorumlusu..

Almanya’da yaşayan gazeteci dostlara göre ‘eğer gidip aileleri ve oyuncular ile görüşülürse Serdar Taşçı’da Mesut Özil’de Türk milli takımı forması giyerler ‘. Hatta garanti bile vereni var.

Serdar kaçtı. Geçmiş olsun. Sırada Mesut var. Onun da kafası karışık.

Gurbetçi kırgın ve kızgın.

Halil ve Yıldıray’ın Avrupa şampiyonasında eve gönderilmesini kabullenemiyor. Kendilerine yapılan bir hakaret olarak kabul ediyor. O dönemde öfke zirve yapmıştı. Karşılaştığımız herkes, bu durumu Fatih Terim’in fantezisi olarak kabul ediyordu.

Bu kırgınlık ve kızgınlık bitmiş değil. Çünkü olumlu hiçbir adımın atılmadığını pozitif bir gelişme olmadığını gözlemliyoruz..

Geriye dönüp bakarsanız Nuri’den beri milli takıma yeni bir isim kazandırılamadı. O da kırgın.

Gol gol diye yakardığımız bir zamanda Fatih Tekke’nin nerede ne iş yaptığı unutulmuşsa, dikine iki pas yapamadığımız bir zamanda Yıldıray akla gelmiyorsa, kime neyi nasıl izah ederseniz edin ,inandırıcı olamazsınız.

Elin oğlu, senin öz çocuğunun evine kadar gidip kendi milli takımında oynaması için ikna etmeye çalışırken, yeryüzünde kullanabileceği ne kadar kaynak varsa istifade etmek için çaba gösterirken, sahip olduklarımızı elimizin tersi ile itmeyi ve reddetmeyi nasıl açıklayacağız o zaman.

Başkalarının başka milli takımlarda oynamaları normal karşılanabilir. Fransa milli takımında sömürge çocukları oynayabilir.İngiltere’de de..

Dünyanın dört temel medeniyetinden birinin kurucusu ve taşıyıcısı olan bir ülkenin çocuklarının bu bilgiden ve milli takım sevgisinden mahrum bırakılması kadar büyük bir vebal olamaz, olmamalıdır da.

Sonuç olarak; Türkiye futbol federasyonunu ve teknik heyetini yurtiçi ve yurtdışındaki kaynakların, ülke yararına etkin ve verimli kullanılması için bir kez daha düşünmeye ve gözden geçirmeye davet ediyorum.

Fazla kilolardan mı şikayetçisiniz? O halde neden mide küçültme ameliyatı nı denemiyorsunuz. mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
Onlarca birbirinden farklı ribon çeşidiyle firmamız, sizlere en kaliteli ürünü en uygun fiyatlardan vermeyi amaçlıyor. Resin ribonlar daha çok sentetik ve plastik etiketler için uygundur. Fiyatları Wax Resine göre daha pahalıdır. Resin ribon en dayanıklı ribon çeşididir. Aşınmaya, kimyasallara ve yüksek ısıya maruz kalacak etiketlerde tercih edilir.Tekstil baskılarında en ağır yıkamalara dayanıklı ribon olan resin ribon alkol testinde de çıkmamaktadır. Resin ribonla polyester, polimid, polipropilen ve polietilen etiketlere baskı yapmak mümkündür. Reçine oranı diğer türlere kıyasla en yüksek seviyededir. Karışımında karbon, bazı kimyasallar, reçine ve balmumu kullanılır. Wax Resin ribonlar adından da anlaşılacağı üzere wax ile resin kalite ribon arasındadır. Fiyat olarak wax ribonların ortalama olarak 2 katı fiyatında resin ribonların ise yarı fiyatındadır. Bazı barkod yazıcılar normalde kağıt bazlı etiketler üzerine baskı için wax ribon kullanılması gerekiyorken wax resin ribona ihtiyaç duyarlar. Bu durum barkod yazıcının baskı kafası ile alakalıdır. Wax ribon, genel amaç ile ekonomik olarak termal transferi yapılmasını sağlayan ribon çeşididir. Kağıt bazlı etiketlere baskı alırken kullandığımız wax ribonlar uygun fiyatları ile de baskı maliyetini düşüren ribon çeşididir. Plastik bazlı etiketler hariç diğer tüm etiketlerin %90′ ına yakınına wax ribon ile baskı alabilirsiniz.
Caminin önünde ve iki yanında geniş cami halısı dış avlusu olup bunun çevresi pencereli duvarlarla çevrilidir. Bu avulya 3 ü cephede olmak üzere, 8 kapıdan girilir. Şadırvan avlusu, 26 adet granit mermer ve porfir sütuna oturtulmuş, 30 kubbeyle çevrili geniş alandır. Mermer döşemeli bu geniş sahanın ortasında 6 mermer sütunlu şadırvan, sahanın azametini gösterir. Şadırvanın kemerleri, kabartma olarak Rumi geçmelerle ve köşebentleri, kabartma, lale ve karanfil motifleriyle bezelidir. İç avluya, biri cepheden ikisi yandan olmak üzere herbiri merdivenli 3 kapıdan girilmektedir. Bu kapılarla dış avlunun cümle kapısı, ozamana kadar benzeri görülmemiş bronz kapılardır. Kubbeden aşağı doğru indikçe mekan yayılmaktadır. Bu piramidel yükselme ve yayılma sonucunda göz yanlara ve yukarıya doğru aynı mesafelere ulaşmaktadır. Bu özelliklerden dolayı, mekanın neresinde olursanız olun, bütün mekana hakim görüş sağlarsınız. Kubbe yaklaşık olarak 43 metre yükseklikte ve köşeleri pandantifle doldurulmuş 4 muazzam kemer üzerine oturtulmaktadır. Caminin su basmanı üzerinde olması ve kubbe yüksekliği nedeniyle pencereleri oldukça fazladır. Böylece caminin içini süsleyen binlerce çini ve kalem işleri tatlı ışık altında görülmektedir. Caminin içindeki en önemli unsur, ince işçilikle yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarları, seramik çinilerle kaplanmıştır fakat çevresindeki çok sayıdaki pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında, Caminin en kalabalık halinde dahi olsa, herkesin imamı rahatça duyabileceği şekilde dekore edilmiş mimber bulunur. Caminin içi her katında alçak düzeyde olmak üzere 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20binden fazla çini ile döşenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler, geleneksel galerideki çinilerin desenleri çiçekler meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır.
mide küçültme ameliyatı, zayıflamak isteyenler için kesin bir çözüm sunuyor. Üstelik çok kısa bir süre içersinde hayal ettiğiniz kilolara kavuşabilirsiniz.
tüp mide, mide küçültme ameliyatı