‘Görünmez el’in inisiyatifi

2

Maç kulakları delen tezahüratlar eşliğinde başladı. Taraftar ve ambians üstünlüğümüze karşın, oyundaki üstünlüğü, başlar başlamaz Çek’lere teslim ettik. Bir anlamda Çeklerin oyun anlayışını kabullendik. Zor bir maçı, bu haliyle, biraz da kendimiz zorlaştırdık. Bereket ki, Çekler de fazla cesur değiller. Ama biz hiç değiliz. 20. dakika geçilirken Sanlı ağabey ‘Ne oluyoruz, biz hiç oynamayacak mıyız’ diye haklı olarak hayıflanıyordu.

Memlekete dönünce basınla hesaplaşacağını söyleyen Fatih Hoca’dan basının da bir ricası var; şu ortaya koyduğumuz pespayeliğin adı nedir? diye soruyorlar.

Biz her maçı ahlar vahlar arasında mı izleyeceğiz Allah aşkına…

Çek’lerin oyun şablonu o kadar sıradan ve sırıtkandı ki; İlerde Koller’e şişir babam şişir.

Biz rakibin üzerine gitmeyince, ya da gidemeyince, beklenen gol herkesin tahmin ettiği isimden geldi. Çek takımı baskılı oyununun semeresini 33. dakikada Koller’le aldı. Golde Volkan’ın büyük katkılarını da unutmamak lazım.

Golle beraber bizim tribünlere hüzün, sarhoş Çek tribünlerinde bayram vardı.

İlk yarı boyunca ne gol, ne başka bir şey Milli Takımı’mızı uyandırmaya yetmedi. Biz de oynamayınca Çekler kendi çaldı kendi oynadı.

İkinci yarı Sabri’nin oyuna katılımı ile ileride daha çok gözükmeye, oynamayı denemeye başladık. Çek’ler Koller dahil defansa çekildiler. Uzun Çek defansı arasında ‘evdekiler’ aklımıza geldi, ister istemez.

Yağan yağmurla beraber, oyuna hakimdik, oynuyorduk ama hep havadan oynuyorduk. Yine de, gol umudumuz vardı en azından…

Taraftarımız bu yürekli oyunla beraber, tribünlerdeki üstünlüğünü tekrar ele aldı.

‘Burası Türkiye, buradan çıkış yok’ tezahüratları Geneva Stadı’ndan Alplerin doruklarına doğru yükselirken, Koller’in bir dakika önce yapamadığını J. Plasil yapıyordu. 2- 0. Koller tek başına katır olmuş, Çeklerin bütün yükünü çekiyordu. Maçtan önce Hollandalı bir gazeteci ile konuşuyorduk. Bu turnuva ‘Total futbol oynayanların turnuvası olacak’ dedi.

Bizim oynadığımızın adı ne olur? Onu da, size ve takımın teknik patronuna bırakıyorum. Son 15 dakikada, başka çare kalmadığını gören İmparator ( !), Hamit’i gerçek yerine gönderince, ileride tekrar baskı kurmaya başladık. Tam Fatih Terim’in yanlışlarına kurban gitmek üzereyken, turnuvaya katılmamızı borçlu olduğumuz gerçek İmparator Nihat Kahveci, İmparator’u da, takımı da darağacından aşağı indirdi.

Fakat o da ne!! Biz de sersemlik, hiç eksik olmayacak mı, Volkan, yüreğimizi ağzımıza getirdi

Allah’ıma şükürler olsun ki; bütün yanlışlıklara rağmen, bu zaferi bize yaşattığı ve tarihe tanık olma fırsatını verdiği için. Tekrar Viyana kapılarındayız. Bu kez fetih için geliyoruz. Bekle bizi Viyana. Biz hep söyledik, söylüyoruz. Bizim takımımız, bizim oyuncularımız, iyi değil, çok iyi. Ama hep yanlışlıklar içerisinde olduk. Fatih hoca yanlışta ısrar ettikçe , ‘görünmez el’ onun yanlışlarını hep düzeltti.

Bu zaferi bizlere yaşatan tüm futbolcularımızı kutluyorum. Ama müsaadenizle

Nihat Kahveciye buraya kadar gelmemize ve buradan ileriye yürüyüşümüze devam etmemizi sağladığı için , bu ülkede bir imparatorluk payesi var ise ben onu ona takdim etmek istiyorum.