Futbolun Karanlık Günleri

1

‘Metris Mektupçusu’nun talimatlarına göre hareket eden kuklalar, her emri eksiksiz yerine getirmelerine rağmen, yine de ikinci dönem seçilmek için geçer not alamadılar.

İçlerinde sadece siyasetin arka durdukları bugünkü kara tablonun altyapısında rol sahibi olabildiler.

Bu işi layıkıyla yapabilecek, ancak siyasetin ve sporun oyuncağı olmak istemeyenler görev kabul etmeyince/ edilmeyince, siyasetin ve sporun oyuncakları boşluğu doldurdu.

Türk sporu, lafı eveleyip geveleyip anlamsız laf kalabalığını icraat zannedenlere, Türk futbolu spor olsun diye basketbol ve voleybol yönetimlerinde kendilerine yer bulabilenlere, bir de çiftlikte adamı olanlara teslim edildi.

Zor zamanlarda olduğumuz muhakkak. Böyle bir durum olmasa da, bu ekibin bu işin üstesinden gelemeyeceği de muhakkak.

Türkiye gibi ‘krizsever’ bir memlekette, iyi bir ‘krizsavar’ değilseniz bırakın bir kurumu yönetmeyi, evinizi bile yönetemezsiniz.

Futbolu yönetemeyen yöneticilerin Türk futboluna zerre miskal faydası dokunmadığı gibi, 7.2 şiddetinde deprem gibi yıkıma sebebiyet verdikleri, enkaz altında kalan Türk futbolunun sahipsiz ve çaresizlik içerisinde kurtarılmayı beklediği günleri yaşıyoruz.

‘Metris Mektupçusu’ ve FB’yi kurtarmak için verilen çabanın onda birini Türk futbolunun kurtuluşu, geliştirilmesi ve imajının korunması için göstermeyenlere şunu sormak lazım; ortada itibar ve kalite yoksa, uluslararası standartlar yoksa FB, TS, BJK, GS mahalli ligde çifter çifter şampiyon olsalar ne yazar…

Şu âna kadar bir tane olumlu bir kararın altına imza atma becerisini gösteremeyen bu federasyon, ne yazık ki ilerisi için de zerre kadar güven vermemektedir. Sanki küçük günahların arkasında, büyüklerini sona saklamış gibi tedirgin bir halleri var.

Ben en çok da Mehmet Ali Aydınlar’a üzülüyorum. Birilerini kıramayıp kabul ettiği bu görev, en çok da onu yıprattı. Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi.

Bu anlamsız mücadeleyi, anlamlı bir istifa ile taçlandırmak için şimdi tam da zamanı.

Bir tarafında ‘hükümet komiseri’, diğer tarafında çetrefilli ilişkilerin temsilcileri, ne yapacağını şaşırmış durumda.

Bu dönemi, ‘emaneti ehline veriniz ‘ hadisine ve gerçeğine en çok ihanet ve inkâr edilen dönem olarak hatırlatacaktır tarih bize.

UEFA Türk futboluna ceza vermeye gerek görmeyebilir artık, ilk ceza bu adamları Türk sporunun başına musallat edenlerce verilmişti, puzzle’ın yarım kalan parçalarını da Hırvatistan tamamladı.

Artık kendi aranızda istediğiniz gibi kördövüşüne devam edebilirsiniz.

Kimse kimseye hikâye anlatmasın; bir ülkenin, sporu, siyaseti, edebiyat ve sanatı ne düzeydeyse ekonomisi de o düzeydedir. Ya da tersi.

Van’daki Bayram Otel’i, gören ve duyanlara her şeyi özetliyor aslında.

Bu ülkede işler Bayram Otel konseptinde yapılmıyor mu?