Çin Gercegi ve Türkiye

5

‘Devrim yapmak insanları yemeğe davet etmeye benzemez.devrim  bir isyandır,bir sınıfın diğerini alt ettiği bir şiddet hareketidir.’diyen Mao’nun ülkesi en büyük şiddeti kendi insanına uyguladıktan sonra ,gerçek devrimi yapmaya hazırlanıyor, hem de bir sınıfa ya da topluma değil belki de tüm dünyaya karşı.

Yaşlı küre üzerinde stratejik kalkınma ve gelişme modelleri hazırlayıp ta başarılı olamamış ülke çok azdır. Maalesef ülkemiz o mutsuz azınlığın başında yer almaktadır.

İkinci dünya savaşı öncesi ve sonrasında tüm Avrupa ülkelerini saran gelişim ve değişim evresinin tamlandığında birçok kişi neler olup bittiğinin farkına vardığında atı alan Üsküdarı  çoktan geçmişti.

Hor ve hakir gördüğü ulusların, insan dahil olmak üzere tüm kaynaklarını sömürerek inşa edilen, tehditkar ve tahripkar batı tipi kalkınma modelinin son dönemdeki gelişim hızı oldukça düşmüştür.

Bunun yerini geç ve güç uyanan, önümüzdeki dönem dünya düzenine yeni bir şekil ve yön verecek olan ülkelerin hâkim olacağı bir döneme girmiş bulunmaktayız.

Modası sona ermek üzere olan birinci model batıya aitti.

Yeni trend Asya’nın yer altı ve yer üstü kaynaklarının kullanımı üzerine kuruludur. Bu kaynakların kullanımı için buralara konumlanmak  ,bu pazarların her türlü avantajlarından faydalanmak için ,en hızlı hareket edenler yine çok uluslu güçler olmuştur.

Asya’da kendine has bir modeli ilk deneyen Japonya olmuş ,yer altı ve üstü kaynaklarının sınırlılığına rağmen ,dünyanın ilk on ekonomisinden biri olmuştur. Kore ,Singapur,Çin ve onu takip eden diğerleri…

ÇİN GERÇEĞİ

‘İlim çinde de olsa gidip alınız ‘ diyen insanlığın efendisinin bu uyarısını,mensubu bulunduğumuz dinin temsilcileri ne kadar yerine getirdiği çok tartışılır,ancak tartışılmayacak bir hakikat var ki adeta ; ucuz üretim Çin’dedir ,gidip oradan alınıza dönüşmüştür .

Başta ABD olmak üzere Çin ile ticari irtibatı olmayan ülke yok gibidir.Çin bütün markaların ve ülkelerin üretim üssü durumuna gelmiştir.

Çok değil on onbeş yıl öncesine kadar açlıktan insanların öldüğü bu ülke ,kısa zamanda nasıl bu hale geldi.?

Bunun cevabını bulmak ,hiç te zor değil. Bu büyük kütleyi harekete geçiren irade ,kısa sürede Çini dünyanın belki de bir numarası haline getirecektir.

Peki çin ne yapıyor ?

Öncelikle üretim maliyetlerini minimuma düşürmüş durumda.gereksiz bürokrasi en aza indirgenmiş.

Tarihi ile kavga etmek yerine ,sahip olduğu medeniyet değerlerini kalkınmasının temeline koymuş, kalitesiz ürün ve üretim anlayışının yerini ,talep edilen fiyat ve kalite anlayışı almış.

Dünyanın her tarafına mal satar hale gelinmiş ,basit  ve ilkel ,insan emek yoğun atölyeler olarak çıkılan yolda ,şu an her fabrikanın yanında ilki ile kıyaslanamayacak büyük fabrika inşaatları yükseliyor.

Dağda taşta ,köyde kırda kim varsa ,zamana karşı yarışarak çalışıyor.hatta öyleki ,zamandan tasarruf için ,neredeyse her fabrikanın yanında bir de yatakhanesi var.

Çin dengeli ve topyekun kalkınma modelini sağlayabilmek için ,tüm endüstri ve sanayi kollarını şehir şehir paylaştırmış.mal tedarikçiler hangi iş kolunda faaliyet gösteriyorlarsa o şehre gitmek zorundalar.örneğin ,tekstil,elektronik,ayakkabı,avize ,deri vb. sektörlerin üretim yerleri hep farklı farklı yerlerde.

Her sektörün araştırma ve geliştirmesini devamlı kılabilmek ,ihtiyaç duyulan know how için ,araştırma ve geliştirme enstitüleri kurulmuş durumda.

Belli bir süre sonra kendi kalkınmasının temel harcı olan bilgiyi de ,ihraç etmeye başlayacaklardır.

çin ucuz üretmeye devam ettiği sürece , üretim maliyeti yüksek ülkelerden buraya doğru akış ,sermaye ,sipariş, insan gücü, yatırım olarak akmaya devam edecektir.

Çinden önce kalkınma helmesini başlatan ,bugün dünyaya birçok marka sunan Tayvan,Singapur,Kore gibi ülkelerin önemli elektronik üreticileri ile CEBİT Fuarında konuşma fırsatım oldu.bütün bu firmaların yöneticilerinin söylediklerinin ortak noktası şuydu ;’son yedi yılda Çin’le fiyat rekabetine girdik, karlılıklarımız azalmadı,adeta yok oldu.zarar etmeye başladık, fiyat rekabetinden çekildik,yeni ve farklı bir yol haritası çizdik,çini kendi fiyatlarıyla baş başa bıraktık,ucuz işgücünden de faydalandık.bu sayede daha diri ,farklı ve karlı olarak yola devam ediyoruz’.

Tüm ülkelerde olduğu gibi Çin için de hızlı büyümenin de bir maliyeti var. Orta ve üst yönetici açığı baş göstermiş durumda.eğitim seviyesi yükseldikçe hayat ve devletten beklentiler de yükselmekte.

Hızlı bir şekilde büyüyen burjuvazi ile birlikte perakende fiyatlar hızlı bir şekilde artış eğiliminde.

Çin hızlı büyümesine rağmen, toplum yapısının dejenerasyonu, ve batı tipi kültür bombardımanına karşı ,birçok şeyi filtreleyerek topluma ulaşmasından yana.örneğin  müzik,film,ya da enformasyonun girişi kurallara bağlı.

Nüfusun artış hızının asgariye inmesi için, her aileye bir çocuktan fazla çocuğa sahip olmaları durumunda aylık 27 dolar vergi ödeme zorunluluğu konulmuş.

Çin şu an aldığı siparişleri teslimde zorlanır hale gelmiştir.tüm nüfus üretim ve istihdam içerisinde gece gündüz ,tatil demeden çalışmaktadır.

FIRSATLARIN ISKALANDIĞI YER.

Binlerce yıl atalarının dünya medeniyetine öncelik ettiği bir coğrafyanın çocukları ,bugün maalesef başkalarının başarı öykülerini imrenerek okumakta ya da seyretmektedir.belki de dünya üzerinde çok az ülkenin sahip olduğu avantaj ve değerlere rağmen ,içinde bulunduğumuz durum gerçekten uykularımızı rahatsız etmektedir.gelinen noktayı başarı olarak görenlere sözüm  ; senin bulunduğun yer ile rakiplerinin bulunduğu yeri karşılaştırmaları neticesinde gerçekçi bir konumlandırmanın yapılabileceğidir.

Geçmişi ve gelecek misyonu itibarıyla ,dünya üzerinde figüran ,kullan at, ve üretim fakiri tüketim zengini bir rolden çıkmak istiyorsak  tez elden çin gerçeğinden yola çıkarak ,ülke kaynak ve kavramlarının yeniden ve gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesine ihtiyacımız vardır.

Ama en önemlisi basiretli,vizyonu  geniş, ülkeyi saracak bir kalkınma hamlesi ve modeli etrafında tüm ülkeyi saracak ve dalga dalga yayılacak bir heyecan ,birlik beraberlik ve aynı hedefe odaklanmaya ,ülke geleceğini herkesten ve her şeyden daha çok düşünen lider ve yönetim kadrolarına ihtiyaç vardır.

Yoksa son tren de kalkmak ve kaçmak üzeredir.bundan sonrası da cennetin cehenneme dönüştürülmesi projesidir.unutulmaması gereken bu cennet ya da cehennem herkesin içinde olacağı bir yer olacaktır.