Bu gidiş nereye?

5

Geldiğimiz noktanın insanı mutlu eden bir tarafının olmadığı aşikâr. Toplum akıl, ruh ve beden sağlığını muhafaza etmek için mücadele verirken bir yandan da akşam eve ekmek götürmenin telaşında. Bazılarımız evine götüreceği ekmeği kazanacağı işten de mahrum.

Hava kurşun gibi ağır…

Kafamda ağır sorularla girdim geceye ‘şehrin kasıklarına yaslanarak, kafa kemiklerini eritinceye kadar düşündüm’

Yüreğimse gönlümün yükünü çekemeyecek kadar yorgun,

Kutsal kitapta, Kütüb-ü Sitte’de dolaştım durdum, bir de onlara sordum.

Kur’an-ı Kerim Tekvir Sûresi’nde, “Güneş katlanıp dürüldüğünde, yıldızlar bulandığında, dağlar yürütüldüğünde, kıyılmaz mallar bırakıldığında,

Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler ile iyiler, kötülerle kötüler bir araya toplandığında), diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda ‘Hangi günahtan dolayı öldürüldü ‘diye.

Herkes ne getirmiş olduğunu anlar…” diye tasvir ediliyor gelecek…

Ve sûrenin 26. ayetinde “fe eyne tezhebun” “Bu gidiş nereye?” diye sorar insanlığa…

Peygamber Efendimiz (sas) ümmeti için öyle bir zaman tasavvuru yapıyor ki hiçbir insan öyle bir zaman dilimi içerisinde olmak istemez.

Özetle diyor ki;

“Öyle bir zaman gelecek ki, şu üç şeyden daha kıymetli bir şey olmayacaktır: Helal para, can-ü gönülden arkadaşlık yapılacak bir kardeş ve kendisiyle amel edilecek bir sünnet.”

‘….Öyle bir zaman gelecek ki, ilim çekilip alınacak, insanların okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek’ (Hakim)

‘Öyle bir zaman gelecek ki, doğru söyleyen yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak, güvenilir kimseler hain sayılacak, hainlere güvenilecek’ (Tebarani)

Hz. Ali, Peygamberimiz’den naklettiği şu hadiste;

‘Ümmetim şunları yapmaya başladığında onlara büyük belanın gelmesi vacip olur’ dediğinde;

Yanında bulunanlar ‘Ya Resulallah nedir onlar?’ diye merakla sorarlar…

Peygamberimiz, ‘Milli servet fakir fukaraya uğramadan zenginler ve mevki sahibi kişiler arasında tedavül eden bir meta haline gelirse,

Emanet edilen mal, makam ve mevki yetkili kişiler tarafından ganimet gibi görülüp yağmalanıp kendilerine helal gördüklerinde,

Cami ve mescitlerde Allah’ın rızası gözetilmeksizin, husumet, alışveriş, eğlence ve siyasete yönelik sesler işitilmeye başlandığında,

Millete, kavme onların en erzeli lider olduğunda,

Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren zorba kişiye, zararı dokunmasın diye hürmet edildiğinde,

Bir ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli itham ve bahanelerle) hakaret ettiği zaman, artık kızıl rüzgârı (deprem), yere batışı, veya suret değiştirmeyi (meshi) veya gökten taş yağmasını bekleyin’ (Tirmizi -38/2210) diye açıklamıştır.

Aslında ben sizlere yeni ekonomiden, ekonomik gidişattan, düşen petrol ve doğalgaz fiyatlarına rağmen düşmeyen elektrik ve doğalgaz faturalarından bahsetmek isterdim.

Lakin;

Usta şairin dediği gibi;

‘Silahlar gördüm

Namlusu akla çevrilmiş sahra topları

Mürekkebin utandığını gördüm basılı kâğıtlarda’

Ve sığındım en güvenilir limanlara…