http://www.siteadresin.com/ http://meritroyalbetcanli.com/ http://pvpserverbul.com/ takipçi satın al http://tazebaharlar.com/ adana escort adıyaman escort afyon escort aksaray escort antalya escort aydın escort balıkesir escort batman escort bitlis escort burdur escort bursa escort diyarbakır escort edirne escort erzurum escort eskişehir escort gaziantep escort gebze escort giresun escort hatay escort ısparta escort karabük escort kastamonu escort kayseri escort kilis escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort manisa escort maraş escort mardin escort mersin escort muğla escort niğde escort ordu escort osmaniye escort sakarya escort samsun escort siirt escort sincan escort tekirdağ escort tokat escort urfa escort uşak escort van escort yalova escort yozgat escort zonguldak escort no deposit forex 2020 - - https://numarasmsonay.com/

Bosna Türkiye Birlik Olma Zamanı

Yusuf İslam’ın şarkısından uyarlanan Türkcell reklam filminde söylendiği gibi “birlik olmanın tam zamanı şimdi, 70 milyon demek, tam destek demek”.

Milli takım adeta zafere kaçış filmine benzer, bir serüvenle yola devam ediyor. Önce kendi kendilerini tutsak ettiler, sonra kendi ayakları ile özgürlüğe koştular.

Aslında Oslo’da bunu yaptılar, İstanbul’da kutladılar.

Peki, futbol olarak ne yaptılar? Koca bir hiç. Zayıf ve eksik bir takım, turistik seyahat amaçlı gelmiş bir takım karşısında böyle bir futbolu kimse beklemiyordu. Sürprizin iyisine de kötüsüne de alıştırıldığımız için, beklediğimiz gol geciktikçe, sabretmek lazım dedik. Gol pozisyonlarında yine Nihat ve Emre vardı. Semih son derece zayıf ve etkisiz, Hamit’in vuruşları desteksiz olunca, 30. dakikadan sonra rakibin üzerine daha fazla gitmemiz gerektiğini hatırladık. İspanya’daki futbol hayatında mevcudun üzerine bir o kadar daha ilave yapan Nihat ile golü bulunca derin bir OHH çektik.

Oyunun insiyatifine sahip olmamıza rağmen etkin ve etkili olamadık vesselam.

Skor hariç, oyun Bosna’daki maçın tekrarı gibiydi.

Kazanmak güzel şey be kardeşim, zor olanı daha da güzel.

SEYİRCİ

Oldum olası ateşli Türk taraftarları aldatmacasına rağbet etmedim. Beşiktaş’ın Liverpool maçı hariç.

Fatih Terim’in ricasına rağmen, taraftar olamayan seyirciler, anlamsız ve hedefsiz patırtı gürültüden başka hiçbir şey üretmediler.

Bu maçı unutup geleceği yeniden kurarken, seyirci eğitimini de işin içine katmak lazım ya da milli takımı destekleme görevini de ÇARŞI’ya havale edelim!!.

NİHAT VE EMRE

Oslo da olduğu kadar olmasa da bu maçın da kilit adamları müthiş ikiliydi. Emre biraz durgun gözükse bile ,gol adına her girişimin altında Nihat imzası vardı. Allah nazardan ve sakatlıktan korusun. Finallerdeki en büyük artımız olacak.

FARKLI BİR RAKİP

Bu maçta Bosna ile değil de başka bir rakibe karşı oynasaydık, resmen darmadağın olurduk. Şans mı desek, dualarımız mı kabul oldu bilemiyoruz, Bildiğimiz tek şey Allah bizi korudu. Hoca Nasrettin misali kaybettiğimiz eşeğimizi bulunca da deliler gibi sevindik.

SEVİNELİM AMA…

Yarış dışı kalmadığımız için, uluslar arası rekabette yarış dışı olmadığımız için, artık sadece ve sadece sevinçte ve kederde birlik olabildiğimiz için, bunu da milli takım sağladığı için sevinelim…

Fakat dertler yerli yerinde, hastalık aynı hastalık…

Tedavisi var mı yok mu? Doktoru kim bilmiyoruz.

Hasılı sevinelim, derin bir nefes alalım, yarından tezi yok yeni bir milli takım inşa etmek için hemen çalışmaya başlayalım.

Zaman çabuk akıyor. Ele güne rezil olmamak için çok çabuk olalım, hem de çok çabuk…

Bu sadece bir başlangıç , güzel bir başlangıç…

Allah devamına erdirsin…