Bir Takımın Düşüş Öyküsü

1

Aslında her şey Beşiktaş’ın 100. yıl şampiyonluğundan sonra başladı. Çok iyi bir ekip ve iyi bir yönetimle yola devam ederken ne olduysa oldu.

Beşiktaş’ın yolu dâhili ve harici işbirlikçileri eliyle kesildi.

Herkesin “Metin, Ali, Feyyaz”lı kadro gibi uzun yıllar şampiyonluğun en güçlü adayı olarak gördüğü hatta bazılarının Cumhurbaşkanı’ndan itibaren iktidarın tepe yönetiminin de Beşiktaşlı olması nedeniyle hiç kimsenin Beşiktaş’tan şampiyonluğu alamayacağını öngördüğü bir dönemde; Kartal tam 11 puan önde ve rakiplerine göre de daha iyi futbol oynarken, yönetimiyle futbolcusuyla teknik direktörüyle birlikte tarumar edildi.

Bu tarih Beşiktaş tarihinin en büyük kırılma noktasını oluşturmaktadır.

Beşiktaş’ın altyapı ve kurumsallaşmasına imza atabilecek bir teknik adam olan Lucescu; Türk futbolunu Çavuşesku dönemindeki Romanya’da olup bitenlere benzettiğinde, tepki gösterenlerin bugünkü şike davasının sanıkları ya da onların işbirlikçileri olduğunu gördüğümüzde hiç şaşırmadık.

Beşiktaş’a verilen uyduruk bir ceza sonrası İzmit’te oynanan, “belgeli teşvik primi” motivasyonuyla Beşiktaş’ın İstanbulspor’a 2-1 kaybettiği maç.

Ve sonrasında yaşananlar tam olarak anlaşılmadan bugünkü anlamlı(!) çöküş tam olarak anlaşılamaz.

İzmit’te kaybedilen o maçta da daha sonra Fenerbahçe ile oynanan organize küfür ve su şişeli Serdar Bilgili protestosunun da çok yakınında ve yakın tanığıydım.

Serdar Bilgili’nin ayrılması, “Bir daha Beşiktaş maçlarına bile gitmem” açıklaması, ardından iş dünyasındaki hızlı yükselişi de manidardır…

Beşiktaş’ın sadece borçlarını yükselten Demirören yönetiminin ardına bile bakmadan senetleri alıp kaçarcasına giderken kulübe bıraktığı kısa vadeli 305 milyon, uzun vadeli 446 milyon, toplam 751 milyon borç fazla bir söze hacet bırakmamaktadır.

Gelinen nokta bu tabloya çözüm bulunabileceğine inanan ciddi bir başkan ve yönetim kurulunun ortaya çıkışını zorlaştırmaktadır.

Beşiktaş bugün zor zamanda ortaya çıkacak; cesur, bilgi, deneyim ve sermaye ihtiyacına çözüm bulabilecek büyük liderini, adeta kurtarıcısını aramaktadır.

Yıllar önce Beşiktaş camiasının içine bırakılan tahrip gücü yüksek bomba, bugün Türk futbolunun tamamını kuşatmış, adeta esir almıştır.

Gelinen noktada Türk futbol tarihindeki en büyük temizlik hareketi, maalesef hem Beşiktaş’ı hem de Türk futbolunu batağa sürükleyenlerin istediği mecraya girmiştir… Beşiktaş’ı batıran zihniyet kendi kurtuluşunu garantiye alırken milyonların sevgi ve saygısına aleni olarak tecavüz ve ihanet etmektedir.

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen mutlaka bir çıkış yolu bulunacaktır. Fakat bu yol oldukça meşakkatli ve çileli bir yol ve yolculuk olacaktır.