Beşiktaş düşerken

2

Tarih Beşiktaş’ın son beş yılını kaos ve çöküş yılları olarak anacaktır.

Hangi açıdan bakarsanız bakın bu böyle görülecek ve böyle yazılacaktır. Sportif ve finansal sonuçlar tarihe ve geleceğe ağır bir yük bırakıyor..

Ne kadar olumsuz durum varsa hepsi bir araya toplanmış, Gordion düğümünü andırıyor.. Çözüm için İskender’in gelmesi bekleniyor adeta. Her geçen gün şartlar biraz daha ağırlaşıyor. Her yıl kayıplar hanesine ilave oluyor. Dişe dokunur ne bir başarı var, ne de ileriye doğru bir umut…

Beşiktaşlıların dünyası kara bulutlarla örtülü. Adeta tek mevsim var hayatlarında…

Renklerden elde kalan sadece siyah…

Beyaz renk unutulmaya yüz tuttu…

Büyük ihtimalle bu yıl da kayıp bir yıl olacak..

Basketbol takımı küme düşmemeye oynuyor. Ülker’den alınan sponsorluk bedeli, amacı dışında kullanılarak tüketilmiş. Yabancı basketbolcular paralarını alamadıkları için kazan kaldırmışlar. Altyapısı ile ünlü kulübün, genç takımı puan cetvelinin orta sıralarına demir atmış. Aşağı düşmemek için çırpınıyor.

Sağlam döneminde Fenerbahçe’nin 11 puan önündeki takım, Fenerbahçe’nin bir puan gerisine, liderlikten 6.’lığa düşmüş.

Sabırla ve inatla takımını yalnız bırakmayan taraftarın “sabır taşı” çatlamış, nihayet onlar da köprüleri atmış.

Finansal darboğazı başkanın kasasından aktardıkları ile aşmaya çalışırken, küresel kriz ile iş iyice sarpa sarmış, dertleri, borçları ve saha sonuçları ile geleceği de ruhu da çalınmış bir takım Beşiktaş.

BAŞARISIZLIKTA İSTİKRAR VAR !!

Başkan ve ekibi sonucu değiştirmek için her yolu denedi. Gel gör ki, yaptıkları her iş, aldıkları her karar başarısızlığın üzerine bir tuğla oldu. Kendi dönemlerinin değil geleceğin kaynaklarını da harcadılar. Örneğin fulya projesinden gelecek para ile borçların kapatılacağı söyleniyordu. Peki, ne oldu. ?

Sorunun cevabını mahkemeden öğreneceğiz..

Herkesin bir sabır ve sınır çizgisi vardır. İnsan sormadan edemiyor. Başkan başarı için çırpınıyor ama çırpındıkça da batıyor..

Böyle bir durumda siz olsaydınız, sizin sınır çizginiz nedir ve neresi olurdu? Sorusu insanın aklına takılıp kalıyor Para pul, mesai, zaman… Tamam da, demek ki olmuyor, olamıyor diyen bir baba! yiğit yok mudur Allah aşkına… Bir inat uğruna, yıllar heba oldu. “Güncellenemeyen başarılar” nedeniyle yeni jenerasyon Beşiktaş’ı büyük takım olarak görmemeye başladı.

Şimdi bir soru sormanın tam vaktidir. Önce yönetime: Tüm branşlarda Beşiktaş düşerken sizin sınır çizginiz, başarı skalanız ve sabır taşınızın çatlama derecesi neresidir? İkinci soru da size Sayın Denizli: Ekrandan eleştiri yağdırdığınız Ertuğrul Sağlam’ı mumla aratıyorsunuz. Her puan kaybından sonra, kendinizin bile inanmadığı bir takım sözcükler dökülüyor ağzınızdan..

Taraftar size niçin ve hangi nedenlerden dolayı güvenmeli, güvensin?.. Geldiğiniz gün takım liderdi. Bugün altıncı. Lige havlu atacak bir rakibinize basit yanlışlıklarla hayat verdiniz ve lige ortak ettiniz. Eminim size minnettardırlar…

Daha şimdiden yanlışlarınız doğrularınızı aştı. Bundan sonra yanlış yapmayacağınıza nasıl inanalım?..

Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz…

Son olarak; Beşiktaş düşüyor, farkında mısınız?