Ben Sana Ne Söyleyeyim ki!

2

Son günlerde VATAN gazetesinin ısrarla gündemde tutmaya çalıştığı konu inançlı futbolcular. En son REHA MUHTAR tehlikeye (!) parmak basan bir yazı döktürünce, yeter artık demek zorunda kalıyor her vicdan sahibi. Medyanın ve Reha Muhtar’ın ‘tarikatçı ve inançlı’ diyerek aşağılamaya, dışlamaya çalıştığı yazısında, ne kadar başarılı olursanız olun, inançlı bir insansanız bu yaptıklarınız da siz bir anlam ifade etmiyorsunuz demek isteniyor. Tam bir zenci muamelesi. Türkiye’de ve dünyada inancı taşımanın ne kadar zor olduğunu en iyi bilenlerden biriyim. Bu altın nesil bu kefareti, bedeli fazlasıyla ödedi arkadaşlar. Peki siz ne ödediniz, bu ülke için ne yaptınız? Orhan Veli misali, kimisi canını verdi, kimisi onurla temsil etti, kimisi de nutuk attı.

Reha Muhtar, “Türkiye son 10 yılda çok değişti” diyor yazısında. Evet değişti. Ekonomik ve sosyal değişimi bir kenara bırakırsak, son 10 yılda futbolda değişim değil, devrim yaşandı, malesef bitti. Neler değişti bir hatırlayalım isterseniz: Türkiye tarihinde ilk kez dünya üçüncüsü oldu. Bir Türk takımı UEFA şampiyonu oldu ve Süper Kupa’yı kazandı. Gençlerde Avrupa şampiyonu olduk. Konfederasyon Kupasında üçüncü olduk. Bu başarıları sağlarken, başrolde kimler vardı? Hakan Ünsal, Hakan Şükür, Tuncay Şanlı, Nihat Kahveci, Okan Buruk, Emre Belözoğlu, Arif Erdem ve diğerleri. Televizyonlardan seyredip, imrendiğimiz takımları teker teker dize getirerek, sana bile Danimarka’da kavga çıkartıp, haber yapma şansı vermediler mi? Bu altın nesil ülke için yapılması gerekenin en iyisini yaptı ve huzur içinde köşesine çekiliyor. Bu ülke için siz ve sizin gibiler ne yaptınız, insanları çapraz ateşe tutmaktan başka. Bu ülkede birçok gencin idolü Hakan Şükür’dür, Hakan Ünsal’dır. Senin rol modelin Hakan Şükür’ün yerine varis gösterilen İlhan Mansız’dır. O da şimdi buz dansı yapıyor. Sana göre Hakan Ünsal’ın bu durumu açıklaması bir cüret, bana göre samimiyet ve adamlıktır.

Ülke son 10 yılda çok değişti evet, bu hızla değişmeye devam ederse, senin gibi sanal şöhretler ve kutsal olan ne varsa saldırarak şöhret kazanmış, familyandan gelen Fatih Altaylılar, şehit analarının tamamına yakınının anaları ve kardeşlerinin başörtülüler olmasına rağmen, ‘protestolarda yoklar’ deme gafletini gösteren Dündargiller familyası da emekliye ayrılacaklar. Neyse ki zamanında yükünüzü tuttuğunuz için mutlu bir emeklilik sizi bekliyor.

Şimdi sana can alıcı birkaç soru sormak istiyorum: Unutulmaya yüz tutarken, can havliyle Beşiktaş yönetimine kapağı attın ve hevesli açıklamalar yaptın. Eleştirdiğin mevcut yönetimin birçok günahının da ortağısın. Durup dururken niye kaçıp gittin? Giderken, ‘Holding yönetimine gelmişim, haberim yokmuş’ sözüyle neyi kastettin? Yazını, “Yoksa Beşiktaş’ta da mı bu futbolculardan var” derken, Fatih Altaylı kadar sözün geçmiyor muydu? Temizlik yapamadığın için mi ayrıldın? Kutsal değerlere inanır mısın? Cevabın evet ise, Konya’da ramazan ayında sarhoş bir şekilde yönetim kurulu ile birlikte, ‘usuldendir’ diyerek Mevlana’yı ziyaret ettiniz mi? Sonrasında maç nasıl sonuçlandı? Türkiye’de yerli futbolculara yaptığın bu düşmanlığı yarın ‘KAKA’ Beşiktaş’a gelse ve attığı golden sonra formasının altından ‘İsa’ya aitim’ yazısını gösterse, derin bir hoşgörü mü, yoksa ertesi günü ülkesine göndermeyi mi düşünürsün? Bende yeter artık diyorum. Düşün Beşiktaş’ın, milletin ve ülkenin yakasından. DİYOJEN’in dediği gibi “Gölge etmeyin, bu millet başka ihsan beklemiyor sizden.”