‘Ben bilirim’cilerin sonu

3

Yazık, çok yazık…

Güle oynaya çıkmamız gereken bir grubun dibine demir attık.

Ne yazık ki gerçek sebep sonuç ilişkisini de doğru tanımlayamadığımızı görüyorum..

Son derece fantastik ve masalımsı bir şekilde gerçekleşen Avrupa Şampiyonası’nda elde edilen sonuç, hemen hemen herkesi susturdu.

Felaketlerden sonra “akıl vermek” bu ülkede genel teamül olduğu için, gidişin hayra alamet olmadığı da çok cılız bir şekilde dile getirildi. Bu da yeterli olmadı…

Yalan rüzgârı gibi yazı dizileri, methiye kasideleri ile önce sanal imparatorlar yarattık, gerçek olmadıklarını görünce de, hatamızı anlayıp, derhal yıkmaya çalıştık.

İfrat ile tefrit arasında med-cezirler yaşadığımız için de bir ileri gittiysek, beş geri kaldık.

Avrupa’nın hiçbir ülkesinde, hiçbir lidere imparator denmiyor, bizimkilerden daha mı az başarılılar…

Almanya maçı öncesi, “Ne mucizesi kardeşim, biz bu çocuklara sonuna kadar savaşmasını öğrettik” cevabını veren hocamıza, Almanya maçı cevap olarak yetip arttı.

Bir değil bin yanlışına rağmen, eski sevapları nedeniyle günahlarından arınmak bir yana, üzerine sürekli günah ilave edince de herkesin sabır taşı çatladı…

Nitekim Afrika bizim için bir anda “hayaller ülkesi” oldu.

Mucizelere inanmayanlara, Afrika’da finallerde olabilmemiz için gerçekten mucize lazım.

Kamu adına iş yapanlar, sonuna kadar sorumlu olmalıdır, sorunlu değil. Herkesle sorun yaşamaya başladıysanız, hiçbir şeyi görememeye başladıysanız felaketin tam ocağına düşmüşsünüz demektir.

Bu ülke kurtarıcıları ve bir bilenleri tarafından batırılmadı mı?

Bize imparatorlar, bir bilenler, lazım değil, anlayın artık…

Bize bildiği ile amel eden, bilgelikle aksiyonu birleştiren, kendi özeleştirisini yapabilen, başkalarının eleştirilerine de tahammül edebilenler gerek…

Herkes görevini yapsın yeter.

Ülke insanının istediği en önemli şey; istikrar, istikrar.