http://meritroyalbetcanli.com/ http://pvpserverbul.com/ takipçi satın al http://tazebaharlar.com/ adana escort adıyaman escort afyon escort aksaray escort antalya escort aydın escort balıkesir escort batman escort bitlis escort burdur escort bursa escort diyarbakır escort edirne escort erzurum escort eskişehir escort gaziantep escort gebze escort giresun escort hatay escort ısparta escort karabük escort kastamonu escort kayseri escort kilis escort kocaeli escort konya escort kütahya escort malatya escort manisa escort maraş escort mardin escort mersin escort muğla escort niğde escort ordu escort osmaniye escort sakarya escort samsun escort siirt escort sincan escort tekirdağ escort tokat escort urfa escort uşak escort van escort yalova escort yozgat escort zonguldak escort no deposit forex 2020 - - https://numarasmsonay.com/

Başkanın Zamana Karşı Yarışı

Yıldırım Demirören’in onulmaz yaralar açarak finansal ölüme terk ettiği Kartal, geçen yıl da “yalan beyan” marifeti nedeniyle Avrupa kupalarından da, oradan elde edilecek gelirden de mahrum kaldı.

Muasır medeniyet seviyesindeki her ülkede bu tür durumlarda en acımasız cezalar uygulanırken özde değil sözde medeni ülkelerdeki yaptırım ödül şeklinde tecelli etmektedir.

Örneğin Barcelona’nın eski başkanlarından Joan Laporta ve arkadaşları kulübü zarara uğrattıkları gerekçesi ile hem yüklü bir para hem de hapis cezasına çarptırıldılar…

Neyse ,önceden çok kızdığım artık kanıksadığım bir sözle “Burası Türkiye” diyerek esas mevzumuza dönelim….

 

A. Nur Çebi ve Fikret Orman farkı
Fikret Orman göreve gelmeden önce Beşiktaş’taki sorunların çoğuna vâkıftı, ancak işbaşı yaptıktan sonra karşılaştığı manzara tahminlerinin çok ötesinde, adeta dehşet vericiydi. özellikle de finansal kaynaklar tamamen kurutulmuştu.

UEFA bu yıl da Beşiktaş’a vize vermeyebilirdi.

Zaman da para da çok kısıtlıydı.

Bu noktada başta Fikret Orman ve A. Nur Çebi zamana karşı bir yarış başlattılar. UEFA ile mutabakat yapılmasına kırk sekiz saat kala Beşiktaş Genel Merkezi’nde her iki isme yaptığım ziyarette gördüğüm manzara inanılmazdı. Belki de yönetim işbaşı yaptığından bu yana en önemli, en netameli konuda dakik, akıllı ve hızlı bir ekip çalışması ile bütün bariyerleri aşmanın mutluluğunu yaşıyordu.

A. Nur Çebi’nin elinde bir liste vardı. Bu listede Zapo’dan Ferrari’ye, Alves’e, Egemen’e, Fatih Tekke’ye hatta futbolu bırakmış otuza yakın futbolcuya ait ödenmesi gereken rakamlar yazılıydı. En önemlisi de bunların hepsi ile uzlaşmak gerekiyordu.

Başkan, Alves dışında tamamıyla uzlaşma sağlandığını anlatırken Alves denen şahsa ödenecek olan her kuruşa içinin yandığını gizleyemiyordu. Aslında isyanı listenin tamamınaydı. Ama ödeme yapmaktan başka elinden gelen bir şey de yoktu.

Beşiktaş yönetimi işbaşı yaptığından bu yana başta stat projesi olmak üzere birçok önemli icraatın altına imza attı.

Beşiktaş’ın yüzüne kapatılan UEFA kapısının tekrar açılması için Fikret Orman ve A. Nur Çebi’ye bu devasa sorunların çözümünde yaptıkları özveri ve çaba için ayrıca takdir ve teşekkür etmek gerekir.

Ancak şunu da belirtmek isterim ki, sorunlara kalıcı ve kesin çözüm için daha cesur ve radikal kararlara ihtiyaç var; çünkü sorunların kaynağı olan kişi ve kurumlar yerli yerinde dururken, kalıcı ve kurumsal başarı mümkün olmamaktadır.

 

Sponsorların ihaneti

Beşiktaş zor bir dönemden geçerken bir darbe de sponsorlarından yedi.

Ayrıca Beşiktaş’ın mı Adidas’a, Ülker’e sponsor olduğu yoksa onların mı Beşiktaş’a sponsor olduğu da çok tartışılır.

Futboldaki kirlenmeyi bahane edenlere sormak lazım; “Türk futbolunun en kirli kişi ve kurumlarının büyük destekçisi kim” diye…

Taraftar da haklı olarak “kime salon ve basket takımı hediye ettiysen, localarında kimleri ağırlıyorsan, reklamlarını kimde yayınlıyorsan ürünlerini de git onlara sat” deme hakkına sahip…

Bu hafta bu konuyu işleyecektim, söz verdiğim üzere konuya şimdilik nokta koyuyorum. Fakat önümüzdeki günlerde daha geniş ve başlı başına etraflıca “boş çerçeve”li olarak bu konuda yazmayacağım anlamına gelmez.

28 Şubat mağduru ile gaddarı kol kola girip yolları birlikte arşınlarken, tek suçu onları desteklemek olanlar arasında şu soru feryat gibi yükseliyor; “Biz yine mi aldatıldık”.