Başın öne eğilmesin

3

Taraflı tarafsız herkesin, ama özellikle de ‘öteki dünya’nın temsilcisi ve gururu olmayı başaran Türk milli takımının Almanya karşısındaki performansı tüm dünyanın dün geceki en önemli merakıydı.

önceki maçlardaki sürpriz oyun ve sonuçların aksine, maça inanılmaz şekilde iyi başladık.

Turnuvanın sonuna doğru, doğru 11’i yeni oturtmuş bir takım edasıyla, maç başlar başlamaz modern futbolun tüm gereklerini, eldeki imkanlar ölçüsünde sahaya yansıtan bir milli takımımız vardı.

Bizimkiler yine yapacağını yapmıştı. Başta sahadaki rakipleri olmak üzere tüm dünya, bu kez de takımımızın oynadığı müthiş oyuna şapka çıkartıyordu.

Hepimiz daha cesur, daha inançlı ve müthiş coşkuluyduk.

Nasıl olmayalım ki? Diğer maçlarda unuttuğumuz ne varsa, hepsini bu maça sığdırmak istercesine canla başla ve akıl dolu mücadele ediyorduk.

Soyunma odasına giderken skor harici her şey bizim lehimizeydi.

Uğur’un müthiş golü, Almanları panik atağa sokmuştu ki, beraberlik golü ile kendilerine geldiler. Mecburiyetler Terim’i doğrulara mahkum etmişti.

Fakat o da ne! , Almanların bocaladığı dakikalarda hakem(!) ve taraftarı destekleri ile takımlarını ayakta tutmaya büyük gayret sarf ettiler. Orta sahanın bütün yükü Hamit’in omuzlarındaydı. bu yükü iyi de omuzladı. Fakat 65. dakikadan sonra doğal olarak yoruldu.

Her şey bizim kontrolümüzün altındayken Rüştü o kahredici hatası ile geri düşmemize sebep oldu. Bu kez oyundaki tüm insiyatifler yer değiştirmeye başladı.

Gökdeniz ve Mevlüt hamlesi ile bir kez daha oyuna ortak olmak istedik. Vazgeçmeye hiç niyetimiz yoktu. Sabri kişisel becerisi ile getirdi. Türk futbolunun en ilginç golcüsü Semih bizi bir kez daha oyuna ortak etti.

Uzatmayı beklerken yine o kahredici kanat hatası ve Rüştü’nün zamanlama hatası ile tekrar geri düştük. Kupayı almadan eve dönmeye hiç niyetimiz yoktu.

Unutulmaz hazlar ve tatlar bırakan bir takım olarak eve gururlu ve onurlu olarak dönüyoruz.

Buraya kadar demiyoruz, bizim yolumuz çok uzun…

Tüm ekibe gönülden tebrikler…

Helal olsun size…